Gerçekçi Ol, İmkansızı İste!
Bu ülkedeki müslümanlar son yıllarda zihinsel olarak hayli özgürleşmeye başladılar.
Mesela TOKAD gibi bir kuruluşun Kürt sorunu ile ilgili yaptığı açıklamalar, 1 mayısta emeğe ilişkin açıklamaları çok değerli.
MAZLUMDER’in insan hakları alanına kattığı değerler malum, en çok da müslüman kadınlar umut vaadediyor, bu anlamda AKDER bu ülkede bir özgürlük mektebi olmaya başladı, “Buluşan Kadınlar”ın ana çatısını oluşturduğu Henüz Özgür Olmadık Platfomu ise benim gibi anarşistlerle, müslümanları, demokratları buluştururarak bu ülkenin demokratik vicdanını temsil ediyorlar. Bu manada Mithat Sancar’ın Müslümanların ana damarını oluşturduğu bir demokratik dip akıntısının varlığından söz etmesi, çok doğru bir tespit. Ancak bu yapılanmalarda gördüğüm belirgin bir zaaf var, o da liberal ve sol liberal anlayışların çekim gücünden etkilenmek. Bu emek ve doğa gibi eksenler üzerindeki neo-liberal anlayışın yani Altan Tan’ın güzel ifadesi ile “kayseri müslümanlığı” denen kapitalist tavrın piyasacılığı ile hesaplaşılmasına engel teşkil ediyor ve demokrasi adı altında başka bir totaliter ve de otoriter rejimin adım adım inşaa edildiğini görmeyi imkansız kılıyor. Ben AKP ile oluşan şeyin demokrasi değil yönetişim adıyla tamamı ile neo-liberal gerekleri yerine getirmekle yükümlü teknik idari bir mekanizma oluşturmak olduğunu düşünüyorum. O nedenle de AKP bürokrasi üzerinde egemen olmak istiyor ve bu alanda kendisine ayak bağı olanları alt ediyor.








