Dipten Çıkış
Bazen bu memleketin halleri insanı dibe çökertiyor. Gencecik insan bedenleri tabutlarda evlerine döndüğü zaman… Ölü bedenler üzerinden bitmek tükenmek bilmeyen savaş çığırtkanlığı ortalığı kasıp kavurduğu zaman…
Televizyonlara çıkıp “versinler bana şu kadar asker, terörü şu kadar günde bitireyim!” diye ahkâm kesenler; “Apo’yu asalım, öldürelim” diyerek Red Kid çizgi romanlarının cenaze levazımatçısına özenenler; Uzak Batı’nın düzmece mahkemeleriyle namlı hâkimi, “linç yasalarının” patentine sahip Charles Lynch’e rahmet okutan çakma yargıç özentilerinin hiçbirinin referansı bu memlekete ait değil. “Kökü dışarıda” dedikleri PKK’ya karşı, “kökü dışarıda” olan kendi zihniyetlerinin sindiği bir strateji oyunuyla zehirliyorlar bu memleketi…
Ölen insanların yakınları “Yeter artık, çocuklarımız ölmesin!” diye bağırırken, biraz olsun duyulmayı beklerken, “köylüyü terörist sandık”, “teröristi çoban sandık” deyip, ölümleri “teferruat” ve de “normal” olarak görenler, hangi silahlarla donanılırsa, kaç tane “Awacs”, kaç tane “Heron”, kaç tane “Sikorsky” (isimler bile ne kadar “millî” değil mi?!), kaç tane bilmem hangi marka ölüm makinesi alırlarsa savaşı kazanabileceklerini hesaplamaya çalışıyorlar.





