Toplumsal Dayanışma Kültür Eğitim ve Sosyal Araştırmalar Derneği

Kentsel dönüşüm kapitalizmin kentlerdeki ideolojisidir!

Kentsel dönüşüm kapitalizmin kentlerdeki ideolojisidir!

 TOKAD Seminerlerinde bu hafta “Neoliberal Kent Politikaları ve Kentsel Dönüşüm” konuşuldu. Semineri bu hafta Mustafa KIYAK sundu.

                Mustafa KIYAK sözlerine “Kentsel dönüşümün kapitalizmin kentlerdeki ideolojisi olduğunu, neoliberal kent politikalarının, kentsel dönüşümün önündeki engelleri aşma ve kentleri yağmaya açmanın bir aracı olduğunu” ifade ederek başladı.

                KIYAKŞöyle devam etti: “Ticaret kapitalizmi zaten kentlerde ortaya çıkmıştır. Daha önce de kentlerde değişim, dönüşüm yaşanmıştır, fakat kentler hiç bu zamandaki kadar para kazanmanın direkt olarak amacı ve kaynağı durumuna gelmemiştir. Eskiden sanayiden sağlanan sermaye birikiminin yerini bugün kentteki hizmet ve finans sektörü almıştır. Bugün artık kapitalizm kendini yeniden üretirken her şeyi kullanıp kendi ihtiyaçlarına göre şekillendiriyor, insan, kent, doğa kapitalizmin saldırısı altında.”

                Fordizm kavramının “8 saatlik çalışma, 5 dolar ücret, akan şeritler” olarak tanımlandığını” ifade eden KIYAK, Fordizmin 1920 ila 1970 yılları arasında uygulandığını, parçalanmış iş bölümünün , iş hayatında özelleşme ve parçalanma, tüketimde tek biçimlilik olarak kendini gösterdiğini, 1970 yılı sonrası postfordizmde ise bu alanların, geniş iş sınıflaması,emek esnekliği ve hizmet sektörüne kaydığını söyleyerek “fordizm döneminin bile şu anki vahşi kapitalist koşullardan daha insaflı olduğunu” dile getirdi.

                “Eğer bir kentin her köşesi kar getirecek bir alan olarak görülüyorsa bunu başarmanın da önce bu kenti müdahale edilebilir bir hale getirmekten geçtiğinin” altını çizen KIYAK, “Kentlerin savunmasız hale getirilerek, bir takım politik ve hukuksal düzenlemelerle inşaat sektörünün emrine amade kılınmasının ancak Neoliberal Kent Politikaları sayesinde gerçekleştirilebileceğini” kaydetti.

                “5366 Sayılı Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Kanunu”,

                “5393 Sayılı Belediye Kanununun 73. Maddesinde yapılan değişiklik”,

                “2/B gibi yasalarla kentlerin müdahale edilebilir hale getirildiğini, bu yasalarla yapılamayan projelerin ve karşılaşılan engellerin “6306 Sayılı Afet Riski Altındaki Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun” ile girilemeyecek hiç bir alanın kalmadığını, çünkü afet riskinin her yerde mevcut olduğunu” söyledi. “Bu kanunla vatandaşın tapusunun güvencesizleştiğini, vatandaşların zorla projeye dahil edildiğini, TOKİ’nin bu anlamda genişyetkilerle donatılarak, binaların yok pahasına satın alındığını, Çevre veŞehircilik Bakanlığının TOKİ eliyle rantı kendi elinde toplayarak daha sonra bu sermayeyi inşaat şirketlerine dağıttığını” ifade etti.

                Mustafa KIYAK konuşmasını şöyle sürdürdü : “Küresel kentler arasındaki rekabet artmıştır, bu rekabette yoksullara yer yoktur, maddi değeri artan bölgelerden dar gelirli insanlar yerinden etme politikalarıyla göçe zorlanmaktadır ve yerlerine soylulaştırma politikaları çerçevesinde daha zengin bir sınıf yerleştirilmektedir. Hiç bir şekilde insani olmayan bu politikalar mağduriyetler ve mülksüzlükler yaratmaktadır. İnsanların dayanışma bağlarıçökertilmekte, komşuluk ilişkileri aşınmakta, mahalle kültürü yerini hızla apartman ve rezidans hayatına terk etmektedir.”

                Bu politikaların geleceği olmadığını belirten KIYAK, ekonomik ve toplumsal krizlerin artacağını belirterek, “Bugün bütün rant getirecek alanlar aynısermaye grupları arasında paylaşılmaktadır. Rezidanslar, Mega Projeler,göçe zorlanan, çadırlarda, konteynır kentlerde elektriksiz, susuz yaşamaya terk edilen insanların sırtında yükselmektedir. Sigortasız, ucuz işgücü ile çalıştırılan binlerce insanın hayatı bu mega projeler uğruna  heba edilmektedir.” şeklinde devam etti.

                “Bir kentte yaşayan insanların da o kentin inşasında ve geleceğinde söz sahibi olması gerektiğini” kaydeden KIYAK, medyanın da kentsel dönüşüm konusunda tarafgir bir tutum içerisinde bulunduğunu, bunun da halkta kentsel dönüşümle ilgili pozitif algıyı pekiştirdiğini sözlerine ekledi.

                Mustafa KIYAK sözlerini şu şekilde bitirdi: ” Kentsel dönüşüm adı altında yoksullar şehirlerden sürülerek çaresizlikleriyle baş başa bırakılıyor. Birilerinin daha çok zenginleşmesi için toplumun çoğunluğunun yaşamı buna kurban edilemez. Kaynakların eşit ve adaletli paylaşılmadığı, rant için bütün değerlerin yağmalandığı bir ülkede, bugünkü kent politikalarından vazgeçilmediği sürece, insanı, doğayı, yaşamıyağmalayan kentsel dönüşüm süreci ile ilgili insani tedbirler alınmazsa neoliberal kent politikaları insan yaşamını daha da çekilmez hale getirecektir.”

                Daha sonra seminer dinleyicilerin soruları ve katkıları ile sona erdi.

                Haber  : Mustafa ÖZEKE

Yorumunu bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir