Selamı yaygınlaştırmak, güveni yaygınlaştırmaktır

 

TOKAD, “Ramazan ve Kur’an” sohbetlerinin sekizincisinde Ahmet Örs, “Görgülü olmak” temalı ayetler üzerinde durdu. Sohbette yapılan vurgu ve değerlendirmeler şu şekilde:

“Siz ey inama erişenler! Meşru şekilde sahip olduğunuz kimseler, içinizden henüz ergenlik çağına varmamış olanlar, günün şu üç vaktinde, sabah namazından önce, gün ortasında soyunup dinlenmeye çekildiğiniz zaman ve yatsı namazından sonra yanınıza girmeden önce sizden izin istesinler; bu üç vakit mahremiyetinizin korunmasız olabileceği vakitlerdir. Bu vakitlerin dışında birbirinizin yanına girip çıkmanızda sizin için de, onlar için de bir sakınca yoktur.” [Nur Sûresi, 58 ]

– Nur sûresinde haber vermeden içeri girmeyin diyor; çünkü hem mahremiyet açısından hem de sağlıklı insani ilişkiler kurmak açısından bu hassasiyetler önem teşkil etmektedir. İnsanoğlu insani ilişkileri hırpalarsa müslümanca bir hareket de kalmayacaktır.

– Kur’an mahremiyete bütün ayrıntısı ile yer veriyor fakat müslümanlar her konuda Kur’an’ın dediğinin tersini yapıyor, Kur’an’da her şey yok diyorlar. Kur’an mahremiyete çok vurgu yapıyor. Yusuf peygamber kıssası bunun açık örneğidir.

– Kur’an’da zina meselesinde bile dört şahit vardır. Kur’an bu konuda temkinli yaklaşmamızı ister. Kur’an toplumsal yaşamdaki ilişkilerimizi düzenlerken aşırı bir hassasiyet geliştirmemizi istiyor.

– Biz müslümanlar emin olunan insanlar olarak toplumsal güven duygusunda, mahremiyet konusunda çok daha güvenilir olmalıyız. Bu konuda insanları yıkıma uğratmak büyük bir handikaptır. Güven duygusunu yıkmamalıyız, bu durum insani ilişkilere de, İslami ilişkilere de zarar verir.

“Aranızdaki çocuklar ergenlik çağına girdikleri zaman da öteki yetişkinlerin yaptığı gibi [ evinize yahut belirtilen vakitlerde odanıza girmek istediklerinde her defasında] sizden izin istesinler.” [Nur Sûresi, 59]

– Bu surede aile ortamındaki eğitim sürecinden bahsediyor. Ev içerisinde kendi çocuğunuz dahi olsa giyime dikkat edilmesi gerekir. Dolayısıyla çocukların sağlam, oturmuş bir karaktere sahip olmasının yolu buradan geçer. Kur’an’ın müslümanları terbiye etme noktasındaki ilgisine dikkat çekmek zorundayız. Kur’an hiçbir mevzuyu atlamaz.

– Yaşamın kendisi bir kitaptır. Bu kitabın vahiy rehberliğindeki öğreticiliğini ihmal etmemek gerekir.

[Ey mü’minler, hepiniz birbirinizle kardeşsiniz; bunun içindir ki] kör için [sıhhatli olan kimselerden yardım kabul etmekte] bir sakınca yoktur; sizin için de, [çocuklarınızın] evlerinde, yahut babalarınızın evlerinde, yahut karındaşlarınızın evlerinde, yahut bacılarınızın evlerinde, yahut amcalarınızın evlerinde, yahut halalarınızın evlerinde, yahut dayılarınızın evlerinde, yahut teyzelerinizin evlerinde yahut anahtarı size emanet edilmiş olan [evlerde], yahut bir arkadaşınızın [evinde] yiyip içmenizde bir sakınca yoktur. Ama bu evlerden [herhangi birine] her girdiğinizde Allah katından bolluk, bereket ve esenlik dileyerek birbirinize mutlaka selam verin. Allah mesajlarını size böyle açıklıyor ki, belki aklınızı kullanmayı [öğrenirsiniz]. [Nur Sûresi,61]

– Biz kimlerle birlikte oturabiliriz? Bu ayet bunu açıkça belirtiyor ve müslüman kadın-erkek arasına keskin ayrım duvarları örmüyor. Kur’an’a dönüş dönemlerinde diyelim, o dönemlerde müslüman insanlar birbirlerinin hanımlarını tanımıyorlar bile ama bunun dinde yeri yoktur. Kabe’ye yapılan ilk yürüyüşte yarı yarıya kadınlar vardı. İslam kadın ve erkek müslümanları birbirlerinin velisi tayin eder, birçok ayette dayanışma içinde birlikte mücadele etmeleri gereğine vurgu yapar. Kadını bir siyasal özne kılar. Bunları önceki sohbetlerimizde ele almıştık.

– Kadın-erkek ilişkilerinde köprüleri tümden yıktığımız zaman kadınların ayrı bir zihinsel dünyası erkeklerin ayrı bir zihinsel dünyası oluyor; bu durumda hiç bir ortak yanımız, birlikte geliştirdiğimiz bir siyasal düşüncemiz olamaz.

– Tebliğde insani ilişkiler önemlidir. Bütün insanlardan beklediğimiz bir şeyler vardır; taziyede bulunmak bayramlaşmak, hediyeleşmek vs. Bu asgari düzeyi tutturamazsak tebliğimizin bir karşılığı olmayacaktır. Sevgi, saygı ve tahammüle dayalı insani ilişkiler Allah’ın dinini insanlara götürmemizde bize büyük avantajlar sağlar.

“Barış selamı ile selamlandığınızda ya daha güzel bir selam ile karşılık verin veya [en azından ] benzeri ile. Şüphesiz Allah her şeyin hesabını tutmaktadır.” [Nisa Sûresi,86]

– Bu sûrede selamlaşmanın öneminden bahsediyor. Peygamberimiz “selamı aranızda yayınız” diyor. Selam kelimesi barış ve esenlikten türeyen bir kelimedir. Günümüzde insanların kimseye güvenecek hali kalmamıştır. Bu nedenle İslam selamı yaygınlaştırmak ister ki “ben sizin her zorlukta ve kolaylıkta yanınızdayım” demek istemiştir. İslam bir dayanışma dinidir. Selam, sadece bir sözden ibaret değil, bu dayanışmaya açık davettir; “yanınızdayım” mesajıdır.

– Günümüzde bir öğretmen öğrencisinin acısından, sıkıntısından, derdinden habersizdir. Selam her zaman bir güven ortamı sağlar. Kur’an bizimle din uğrunda savaşmayan insanlarla dayanışma içinde olmamızı yasaklamaz. Sadece müslümanlara değil, selam ve güveni bütün insanların arasında tesis etmemiz; “herkese müslüman” olmamız icap eder.

“Siz ey imana erişenler! Kendi evlerinizden başka evlere sakinlerinden izin almadan, onlara selam vermeden girmeyin. Eğer [karşılıklı haklarınızı] dikkate alacak olursanız bu (öğüt) sizin kendi iyiliğiniz içindir.” [Nur Sûresi,27]

– Bu sûre kişilerin özel ve ailevi hayatlarının mahremiyetini, dokunulmazlığını işlemeye, öğretmeye devam ediyor.

– Allah’ın inşa etmeye çalıştığı başka bir anlayış da merhamet ve mahremiyet anlayışıdır. Allah insani ilişkilerde sınırsızlığı da kabul etmiyor.

– “Yahut anahtarı size emanet edilmiş olan [evlerde]” derken Dâr’ül-Erkam gibi dernek ve vakıflarımız da bizim evimiz olmalıdır, o şekilde düşünmeliyiz. Oralarda da bu çerçevede bir fıkıh geliştirmeliyiz.

– Bir müslüman örgütçü bir yapıya sahip olmalıdır. Her an her yerde bulunmalıdır. Selam evrenseldir. “Hepimizin sahibi Allah’tır” vurgusunu aramızda yaygınlaştırmak lazım. Ölüm ver her an bizim de selamız okunabilir. Yaşanmışlıklarla örnekleşen teorik anlatımların tesiri artacaktır.

– Etkili anlatılardan biri de örnek olaylara, hikâyelere dayanan anlatımdır. Biz toplum olarak bu geleneğe yakınız. Kur’an’da da hikâyeler vardır. Somut anlatılar önemli. Ailede somut yaşantılar da çocuğun eğitimi için önemlidir.

– Bizim insani ilişkilerimiz İslami ilişkilerimizin temelidir.

– Kalbimizin ısınmadığı insanlarla iş yapamıyoruz. Kendi arzularını ilahlaştırmış kişiler ile nasıl bir İslami ilişki kurulabilir?

Haber: Elif Aydın

 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*