Hasan Basri’nin “Kader Risalesi” İnsan İradesinin Özgürlüğünü Vurgular

İlyas Çetin, TOKAD Niksar Temsilciğinde Mustafa İslamoğlu’nun “Hasan el-Basri’nin Kader Risalesi ve Şerhi” adlı eserini tahlil etti.

İlyas Çetin, kitapla ilgili olarak aşağıdaki değerlendirmelerde bulundu:

Zulümler kader anlayışı üzerinden meşrulaştırılıyor

– Resulullah’ın vefatından sonra yaşanan kargaşalıklar sonucunda, İslam ümmeti siyasal ve sosyal anlamda bir çöküş yaşadı. Tabi bu dönemde de meşru olmayan iktidarlar buna karşı gelebilecek sorgulamaları, karşı duruşları engellemek adına kendi ideolojik alt yapılarını oluşturabilme noktasında kader kavramına yapışmışlardır. Öyle bir kader kavramı tanımı yapıyorlar/yerleştiriyorlar ki tamamen kendi saltanatlarının devamını sağlayacak bir dayanak oluşturuyorlar. Bütün yaptıklarını kaderle meşrulaştıran bir yapıdan bahsedebiliriz.

– Bu anlayışa dair yakın dönemden meselenin boyutunu gösterebilecek bir örnek verelim. Amerikan başkanı Richard Nixon kendi egemenliklerinin bir kader olduğunu söyleyen açıklamalar yapıyor. Emperyalizmini kader olarak açıklıyor. Tabi bu konuda İslam dünyasından da çokça sayıda örnek verilebilir. Mekke’de meydana gelen tünel kazasında ya da Türkiye’de maden işçilerinin ölümünde de bu anlayışa sığınılarak, böyle vahim durumları üstleri kader diye açıklamalarla kapatılıyor, kabul ettiriliyor.

– Böyle bir girişten sonra kitap üzerine dönecek olursak, kitap 2012’de Mustafa İslamoğlu tarafından neşredildi. Kitapta üç ana başlık var. İlk bölümde Hasan el-Basri’nin hayatı, ikinci bölümde Kader Risalesi’nin önemi anlatılıyor. Son olarak üçüncü bölümde ise Kader Risale’si yer alıyor.

Hasan Basri, zulümlere karşı duran bir âlimdi

Hasan el-Basri azatlı bir köle olan bir baba ve bir annenin çocuğu olarak H. 21 yılda doğuyor. Çocukluğu 13-14 yaşına kadar Medine’de geçiyor. 14 yaşında Kur’an’ı hıfzediyor. İslami hassasiyetleri güçlü biri olarak yetişmiş bir kişi. 636’da Basra’ya göç etmiş. Göç etmeden önce meydana gelen Cemel Vaka’sı üzerinde derin bir etki bırakmış. Ardından meydana gelen Sıffin Savaşı da güçlü bir şekilde etkilemiş Hasan el-Basri’yi. Yaklaşık olarak 88 yaşında vefat ettiği söyleniyor. Katıldığı birkaç sefer haricinde Basra’da kalmış hep. Beslendiği iki çevre var. Bunlar Medine ve Basra çevresi. Medine’den Ümmü Seleme’den etkileniyor. Basra kozmopolit bir yer. Basra o dönemde güçlü entelektüel tartışmaların yapıldığı bir yer. Genellikle siyasal bir tarafta yer almamışlar.

Hasan el-Basri, Haricilere ve Emevilere mesafeli durmuş. Birçok değerli ve kendisine nispet edilen eseri mevcut. Basra ekolünden Hasan el-Basri Basra Camii’nde kendisine gelen çeşitli sorular ve konular üzerinden dersler/vaazlar veriyor. Hasan el-Basri güzide bir şahsiyet. Muttakilerin imamı olarak gösterilir. Ahlaki olarak güçlü bir insan. Zulümlere karşı tepki veren, sessiz kalmayan bir kişi, derinliği olan bir âlim.

Kader Risalesi ambargoya uğramıştır

– Emeviler bu dönemde zulümlerini kader üzerinden meşrulaştırmaya dönük bir anlayış kuruyorlar. Hâlbuki Kur’an’da ilk kaderci olarak şeytan yer alır, baktığımız zaman. Aynı yaklaşımlar Hristiyanlıkta da Yunan’da da var. Romalılar da Stoacılar üzerinden bir kaderci argüman kullanırlar.

Haccac’a karşı “gök ve yer ehli sana lanet ediyor” diyor Hasan el-Basri. Zulüm edenlerin zulümlerini anlatmanın gıybet olmayacağını söylemiştir. Ömer bin Abdülaziz döneminde Kûfe kadılığı yapmıştır. Muhalefetini bugünkü kavramla söylenecek olursa pasif direniş olarak adlandırmış Mustafa İslamoğlu.

Kader Risalesi iki sebepten ambargo altında tutuluyor. Birinci sebep siyasi iktidarların işine gelmeyen şeyler söylemesi. Diğer sebep Kelamcılar tarafından Kaderiyye olarak yaftalanması Ehli Sünnet âlimlerince Mutezile’den olduğu söylenerek görmezden geliniyor.

Kader Risalesi Süleymaniye kütüphanesinde yer almaktadır. Risale, Kur’an’ın kaleme teşviğini göz önüne aldığımızda ve o dönemde çok fazla yazılı eserin olmadığını da dikkate alırsak bu açıdan da çok önemli bir eser.

Haksızlık ve zulüm Allah’ın kaderi değildir

Mustafa İslamoğlu iman ve kaderin bir arada bulunduğu hiçbir ayet yok diyor. Risale’de doksandan fazla ayetle Müslümanların kadere nasıl bakmaları gerektiği üzerinde durmuş Hasan el-Basri. Abdülmelik bin Mervan’ın kader anlayışını neye dayandırdığı sorusuna verdiği cevaptan oluşan bir eser. Kader Risalesi yapılan zulümlere karşı bir cevap niteliğinde. Hasan el-Basri’ye cevaplaması için gönderilen mektup tehditkâr bir üslupla gönderilmiş.

– Bir hırsızın Hz. Ömer’e gelerek hırsızlığını Allah’ın kaza ve kaderi ile gerçekleştiğini açıklayarak savunması üzerine Hz. Ömer sert bir karşılıkla “O halde ben de Allah’ın kaza ve kaderiyle elini kesiyorum.” diyor.

– Haksızlık ve zulüm Allah’ın kaderi değildir. İtikadi konular zanna yer bırakmaz. Bu konularda kesinlik söz konusudur. Kader beş iman esasına eklenmiş bir anlayıştır. Hüseyin Atay’ın çalışmasında İmam Nesefi’nin de beş iman esasının var olduğunu söylediği yer alıyor.

 Haber: Emre Karaca

1

 

 

 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*