2-B Yasası İptal Edilsin!

Tokat Yer Altı Çarşısı üzerinde bir basın açıklaması yaparak, “yağma” olarak değerlendirdiği orman vasfını yitiren arazilerin satılmasını karara bağlayan 2-B yasasının iptal edilmesini istedik.

TOKAD adına basın açıklamasını Emre Karaca okudu. Karaca, açıklamasında, Türkiye’nin son otuz yılındaki neoliberal dönüşüm politikalarında çılgın bir şekilde özelleştirilen fabrika ve diğer kurumlardan sonra sıranın ormanlara, tabiat varlıklarına geldiğini vurguladı ve sıkışan kapitalizme nefes aldırabilmek için şehirlerin, tabiatın yağmaya açıldığını söyledi.

Arazilerin hukuksuz bir şekilde nasıl işgal edildiği sorgulanmadan satılmak istendiğini, gecekondu sahiplerinin bu yasayla iki kere mağdur edilerek şehirlerin dışına çıkarılacağını dile getiren Emre Karaca, sözlerini “Ormanlar ve diğer doğal varlıklar korunmalı, üzerlerindeki işgaller hukuki çerçevede sonlandırılmalı iken hükümet tamamen tersini yapıyor. HES’lerle dereler, ırmaklar boğazlanıyor, tabiat zenginleşme hırsına kurban veriliyor. 2-B yağmasıyla sermayenin azgın iştihasına yeni yemler atılıyor. Ormanlar, meralar satılıyor, kiraya veriliyor. Artık gazetelerde yaylaların, otlakların şirketlere 49 yıllığına kiralandıklarını okuyoruz. 20 dönüm ve daha azı kadar olan zeytinlikler sırf patronlar yeni turistik tesis yapsınlar diye imara açılıyor. Göl ve baraj kenarlarının imara açılması için çalışmalar yürütülüyor.” şeklinde sürdürdü ve “Şişirilmiş ekonomilerini halkın zenginliklerini satarak ayakta tutmaya çalışanlar, satacak bir şeyleri kalmayınca ne yapacaklar?” diye sordu.

Halk olarak 2-B yağmasına son verilmesini istediklerini ve şehirlerin, ormanların ve diğer doğal varlıkların dönüştürülerek, satılarak yok edilmesine karşı çıktıklarını söyleyen Karaca, “Bu politikalara karşı çıkmazsak yakında suyumuz, ormanımız, meramız kalmayacak. Hükümetlere düşen, mera ve ormanları yeniden kazanmaktır, onları satmak değil.” ve açıklamasını “Daha nereye kadar hırslarınıza esir olacaksınız! Allah’ın bütün insanlar için yarattığı ortak nimetlere arsızca daha ne kadar el koyacaksınız! Ey bu nimetlere el koyanlar! Allah’a vereceğiniz hesabı düşünün!” çağrısıyla tamamladı.

Basın açıklaması boyunca “2-B Yağmasına Son!” pankartı ile “2-B Helal mi?”, “Derelere HES-Kente Dönüşüm-Ormana 2-B”, “2-B Yasası İptal Edilsin”, “Kapitalist Saldırı Ülkeyi Yağmalıyor”, “Sermayenin Son Hedefi Ormanlar”, “Yağma Düzenine Son” gibi dövizler taşındı.

Haber: Elif Aydın, Tokat

Eylem sırasında okunan basın açıklamasının tam metni şu şekilde:

2-B YAĞMASINA SON!

Değerli arkadaşlar, kıymetli basın mensubu kardeşlerimiz,

2-B olarak bilinen yasa kısa bir zaman önce çıktı. Bir yağma ve talan yasası olan 2-B’ye karşı maalesef yoğun gündemden, bilinçsizlik ve ilgisizlikten yeterince tepki verilmedi.

Türkiye’nin son otuz yıldır yaşadığı neoliberal dönüşüm, çılgın özelleştirme politikalarıyla kendini göstermişken şimdi de sıranın orman ve tarım arazilerine geldiğini görüyoruz.

Kapitalizm sıkıştıkça ülkenin mal varlıklarına, kamusal ortak zenginliklere göz dikiyor. Sermayeye peşkeş çekilecek fabrika, kurum kalmayınca büyük bir rant aracı olarak görülen arazilere göz dikildi.

2-B arazileri başta İstanbul olmak üzere son derece kıymetli yerlerde bulunuyor. Sözde “Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun” diye süslenen yasa tam bir yağma politikasının ürünü.

Orman vasfını kaybetmiş arazilerin bu vasıflarını nasıl kaybettikleri sorgulanmadan, “nasıl olsa artık buralar orman değil” denilerek yağma hakkı doğduğuna inanılıyor.

2-B kapsamında değerlendirilen arazilerin değer olarak yarıya yakını İstanbul’da, geri kalanı da Ege, Akdeniz gibi kıymetli yerlerdedir.

Arkadaşlar,

Halkın ortak mülkiyeti olan bu yerler erken gelenin kaptığı, ormanları yok ederek yağmaladığı yerlerdir. Halkın ortak mülkü olan bu araziler parası olana ve erken davranıp orayı hukuksuz yollarla işgal edene neredeyse yarı fiyatına satılacak.

Bu arazilerde gecekondu yaparak hayata tutunmaya çalışan insanlarımız ise şimdi iki kere kaybedecek. Zamanında arazi mafyasına ödediği para yetmezmiş gibi otuz yıldır yaşadığı yer için şimdi bir de devlete satın alma parası ödeyecek.

2-B yasasında öyle gariplikler var ki bir köydeki 2-B arazilerini satın almak için önceki tasarıda en az 25 yıl o köyde oturmak şartı varken şimdi bu şart kaldırılıyor ve sermayenin elini uzatabileceği her yeri yağmalamasının önü iyice açılıyor.

Ayrıca afet riski altındaki yapıların dönüştürülmesini amaçlayan “Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun” da 2B alanlarını, orman ve meraları yerleşime açmayı öngörmektedir.

2-B arazilerinin kentsel dönüşüm çerçevesinde sınırları TOKİ tarafından belirlenecektir. Afet riski korkutmacasıyla şehirler yeniden paylaştırılıyor, yoksullar şehrin dışına atılıyor, halkın ortak mülkü olan kamu arazileri tıkanan sermayeye cansuyu kılınıyor.

Sermayeye rant pay etmede iyice ustalaşan AKP hükümeti, yoksul gecekondu sahiplerini bu yolla şehirlerden sürecek, onların yıllardır sığındığı yerleri zenginlere peşkeş çekecek. Çünkü şehirlerin değerli yerlerinde kalmış gecekondu sahipleri rayiç bedelleri

asla ödeyemeyecek, böylece parası olmayan şehir dışlarına, belirsizliğe sürülecek.

Arkadaşlar;

Ormanlar ve diğer doğal varlıklar korunmalı, üzerlerindeki işgaller hukuki çerçevede sonlandırılmalı iken hükümet tamamen tersini yapıyor.

HES’lerle dereler, ırmaklar boğazlanıyor, tabiat zenginleşme hırsına kurban veriliyor.

2-B yağmasıyla sermayenin azgın iştihasına yeni yemler atılıyor.

Ormanlar, meralar satılıyor, kiraya veriliyor. Artık gazetelerde yaylaların, otlakların şirketlere 49 yıllığına kiralandıklarını okuyoruz.

20 dönüm ve daha azı kadar olan zeytinlikler sırf patronlar yeni turistik tesis yapsınlar diye imara açılıyor.

Göl ve baraj kenarlarının imara açılması için çalışmalar yürütülüyor.

Şişirilmiş ekonomilerini halkın zenginliklerini satarak ayakta tutmaya çalışanlar, satacak bir şeyleri kalmayınca ne yapacaklar?

Biz halk olarak 2-B yağmasına son verilmesini istiyor; şehirlerin, ormanların ve diğer doğal varlıkların dönüştürülerek, satılarak yok edilmesine karşı çıkıyoruz.

Bu politikalara karşı çıkmazsak yakında suyumuz, ormanımız, meramız kalmayacak. Hükümetlere düşen, mera ve ormanları yeniden kazanmaktır, onları satmak değil.

Daha nereye kadar hırslarınıza esir olacaksınız! Allah’ın bütün insanlar için yarattığı ortak nimetlere arsızca daha ne kadar el koyacaksınız! Ey bu nimetlere el koyanlar! Allah’a vereceğiniz hesabı düşünün!

Gelin, hep beraber bu yağmaya dur diyelim, yeryüzünü ifsad eden bu politikalara karşı Allah’ın ayetlerini insanlara hatırlatalım:

“(Allah’ın buyruklarını umursamaz hale gelen şu) insanların kendi elleriyle yapıp ettikleri sonucunda karada ve denizlerde çürüme ve bozulma başladı: Bu şekilde (Allah), belki (doğru yola) geri dönerler diye yaptıklarının bazı (kötü) sonuçlarını onlara tattıracaktır.” (Rum Suresi, 41. Ayet)

tokad

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*