Tarafınızı Kardeşlik ve Vicdandan Yana Seçin

Yıldız Ramazanoğlu, Kürt sorununun çözümünün önünde engeller olmasına rağmen kardeşliğin yeniden tesis edilebilmesi için kararsızlığa düşmeden yürümenin gerekliliğine dikkat çekiyor

Türkiye’nin en derin toplumsal ve siyasal sorunlarının başında gelen Kürt sorununda yeniden şiddet sarmalına girilmesi, her kesimi sorunu yeniden ve daha dikkatli düşünüp, hareket etmeye zorluyor. Geçtiğimiz günlerde TOKAD, Özgür Eğitim-Sen, Özgür Yazarlar Birliği ve Tasfiye Dergisi imzalarıyla bir bildiri yayınlanarak, “Zulmün birçok boyutunun yaşandığı Kürt sorununa duyarsız ve tavırsız kalınmamalıdır… Bugün Kürt sorununun tüm taraflarına somut uyarı ve taleplerle seslenmez, çözüme dönük somut tekliflerde bulunmaz ve haklı taleplerin ısrarcı takipçileri olmazsak, yarın ortaya çıkacak tablodaki sorumluluğumuzun büyüklüğünü görmek zorundayız.” çağrısı yapılmıştı. İslami çevrelere dönük çağrı metniyle ilgili olarak değerlendirmelerde bulunan Yıldız Ramazanoğlu, bu tür bir sesin Anadolu’dan yükselmesini önemsediğini ifade ederken, gündemle ilgili olarak da “Bu ülkenin gencecik çocuklarının bilinçaltını nefretin türlü çeşit yansıtmalarıyla dolduranların, insanlar konuşma, tartışma yüzleşme ile barışın dilini bulmaya bu kadar yaklaşmışken buna izin vermeyenlerin kimler olduğu iyice netleşti.” yorumunu yaptı.

VURDUMDUYMAZ YAKLAŞIMLARA UYARI

Yıldız Ramazanoğlu,değerlendirmesinin devamında “BDP’nin Öcalan’ı muhatap online casino nederland alın deme lüksü yok artık. İnsanlar muhatap olarak sizi seçti ve barışa giden yolu açmanız için yaptı bunu. Hükümetin de dalgalanma ve kararsızlık gösterme hakkı yok.” derken, çağrı metniyle ilgili görüşlerini ise şöyle ifade etti: “ İslami kesimden ise şifalı bir ses yükseldi ki bu sesi çoğaltmak hayati bir önem arzediyor. İslami Çevrelere Kürt Sorununda Sorumluluk Çağrısı başlıklı bildirinin bir Anadolu şehrinden, Tokat’tan gelmesi çok manidar. “Gazze’deki kardeşlerimiz için son derece haklı olarak gösterdiğimiz duyarlılığı, kendi coğrafyamızdaki bu soruna karşı sergilememek ve hepimizi yakan bu ateşe ilgisiz kalmak asla ve asla İslami bir tutum olamaz. Bize düşen tarafını hakkaniyetten ve vicdandan yana seçmektir” deniliyor ki bu ayrımcı, ulusalcı, vurdumduymaz yaklaşımlar için bir uyarı. Habil ve Kabil yeniden tanışmak, kardeş olmak, dokunmak, kanlı barikatları, karanlık yüzleri aşmak, birbirine varmak istiyor. Bu yolu azimle tutkuyla hatta ihtirasla, dikenlerin yırtmasına aldırmadan, kanı görünce duraksamadan, kararsızlığa düşmeden izlemek zorundayız.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*