Halkı Kapatamaz, Yok Sayamazsınız!

TOKAD tarafından yapılan açıklamada, kapatma davasında halkın inançlarının, değerlerinin ve özgürlüklerinin hedef alındığı belirtilerek, AK Parti’ye “Bu zorba zihniyetle açıkça ve cesaretle hesaplaşın” çağrısı yapıldı.

Toplumsal Dayanışma Kültür Eğitim ve Sosyal Araştırmalar Derneği (TOKAD) tarafından dernek binasında yapılan basın açıklamasında, yüksek yargı mensuplarının son dönemdeki uygulamalarıyla “halkın inanç ve değerleriyle kavgalı olduklarını” ortaya koydukları ifade edildi. Yönetim Kurulu üyesi Umut Uzun tarafından okunan açıklamada, kapatma davası şu ifadelerle değerlendirildi: “AKP, sırf başörtüsüne üniversitelerle sınırlı bir serbestlik getirdi diye kapatılmak istenmektedir. “Laiklik” ise bu işin sadece bahanesidir. Burada asıl söz konusu AKP’nin değil, halkın korkutulmak istenmesidir. Çünkü AKP, yasağı sadece üniversitelerde kaldırırken, halkın ezici çoğunluğu yasağın her alanda ve şartsız-sınırsız kaldırılmasını istemektedir. AKP’ye açılan davayı “ekonomi zedelenecek, ülkenin imajı bozulacak, Avrupa Birliği sürecinde sıkıntı çıkaracak, demokratik kazanımlar zarar görecek” kaygısıyla eleştirmek, konunun özünü kaçırmak anlamına gelir. Çünkü Türkiye’de “demokrasi,” azgın bir azınlığın halkı sindirmek için oynadığı bir gölge oyunudur… Açılan dava, gerçekte siyasi bir partiyi değil; inançlarımızı, değerlerimizi ve özgürlüklerimizi hedef almaktadır.”

Basın açıklamasında ayrıca AK Parti Hükümeti’nin olayla ilgili sorumluluğuna dikkat çekilerek, hatalardan ders alınması ve daha ilkeli ve cesur bir siyaset yürütülmesi çağrısı yapıldı. Uzun, açıklamada hükümete şöyle seslendi: “İslam’la bugüne kadar “başörtüsü” üzerinden hesaplaşanlar, oyunda yeni bir perde açmıştır. Oysa ki, AKP; gerçekten kendisine “İslami” bir rol biçmemiştir. Üstelik bunu hem söylemi hem de eylemleriyle kanıtlamıştır. Demek ki AKP’nin bu çabaları yeterli görülmemiştir. Eşlerinin “başörtülü” olmaları ve başörtüsüne üniversitede serbestlik getirme niyetleri, yasakçılar tarafından AKP’ye “dini bir rol” biçmek için kâfi gelmiştir. Şimdi, tam bu aşamada, AKP hükümetini, yaşananları iyi ve doğru değerlendirmeye davet ediyoruz: Özgür bir eğitim ve başörtüsüne özgürlük talep ettiği için siz İLKAV’ı kapatmak isterken, benzer bir gerekçeyle hakkınızda dava açılmasından ibret alınız. Yasakçıları memnun etmek için bugüne kadar toplumsal taleplere kulak tıkamanız bir işe yaramamıştır. Adalet, hak ve özgürlükler için ertelediğiniz çözümlere şimdi herkesten önce siz muhtaçsınız. O halde bundan sonra, yasakçıları ikna etme çabalarını terk edin. Bu zorba zihniyetle açıkça ve cesaretle hesaplaşın! Tek tip bir kimliği ve ideolojiyi dayatanlara karşı daha fazla tepkisiz kalmayın!”

Basın Açıklamasının Tam Metni

HALKI KAPATAMAZ, DEĞERLERİNİ YOK SAYAMAZSINIZ!

Son dönemde yüksek yargı mensuplarının, sık sık yetkileri dışına çıktıklarını gözlemliyoruz. Sosyal ve siyasal sorunlar hakkında muhtıra nitelikli açıklamalarına şahit oluyoruz. Adaletten taraf olması gereken hukukçuların, darbeleri ve yasakları övdüğünü görüyoruz. Tüm bu uygulamalar, hukuk düzeninin, halkın inanç ve değerleriyle kavgalı olduğu anlamına gelmektedir. Başörtülü kadınları “kötü örnek” gösteren, başörtüsünün sokakta dahi yasaklanmasına niyetlenen Danıştay Başsavcısı Tansel Çölaşan’ın sözleri buna delildir. Kendisi geçtiğimiz hafta yaptığı bir konuşmasında, 27 Mayıs darbesini ve üç Demokrat Parti yöneticisinin asılmasını övmekten çekinmemiştir.

Darbeleri meşru gören ve yeni darbelere yasal zemin hazırlayan bu yaklaşım, yüksek yargının zihniyetini ele vermektedir. Aynı şekilde, Danıştay, Anayasa değişikliğini görmezden gelerek, uygulamakla yükümlü olduğu kanunları hiçe saymıştır. Sırf başörtülü öğrencilerin üniversitelere girmesini engellemek için haksız ve hukuksuz bir adım atabilmiştir. Böylece, anayasayı kutsallaştıranlar, kendi kutsallarını çiğnemiştir! Halk adına verilen kararlarda, bizzat halkın inançları hedef alınmıştır. Bu nasıl bir mantıktır?

Bildiğiniz gibi TOKAD olarak, her türlü haksızlığa karşı durmayı ve adil şahitler olmayı önemli bir ilke kabul ediyoruz. Bu sebeple, AKP’nin kapatılmasına yönelik başlatılan süreci haksızlık olarak değerlendiriyor ve kınıyoruz. Tokat halkına tavsiyemiz, yaşanan gelişmelerin iyi değerlendirilmesi yönündedir. AKP, sırf başörtüsüne üniversitelerle sınırlı bir serbestlik getirdi diye kapatılmak istenmektedir. “Laiklik” ise bu işin sadece bahanesidir. Burada asıl söz konusu AKP’nin değil, halkın korkutulmak istenmesidir. Çünkü AKP, yasağı sadece üniversitelerde kaldırırken, halkın ezici çoğunluğu yasağın her alanda ve şartsız-sınırsız kaldırılmasını istemektedir.

AKP’ye açılan davayı “ekonomi zedelenecek, ülkenin imajı bozulacak, Avrupa Birliği sürecinde sıkıntı çıkaracak, demokratik kazanımlar zarar görecek” kaygısıyla eleştirmek, konunun özünü kaçırmak anlamına gelir. Çünkü Türkiye’de “demokrasi,” azgın bir azınlığın halkı sindirmek için oynadığı bir gölge oyunudur. Bu oyunda yüksek yargının tek yaptığı, haksızlıklara yasal kostüm hazırlamaktır. Bu sebeple, açılan dava, gerçekte siyasi bir partiyi değil; inançlarımızı, değerlerimizi ve özgürlüklerimizi hedef almaktadır. O halde soruyoruz: Başörtüsü sorununu parti kapatmakla çözeceğini zannedenler, halka ne yapmayı düşünmektedir?

Görüyoruz ki; İslam’la bugüne kadar “başörtüsü” üzerinden hesaplaşanlar, oyunda yeni bir perde açmıştır. Oysa ki, AKP; gerçekten kendisine “İslami” bir rol biçmemiştir. Üstelik bunu hem söylemi hem de eylemleriyle kanıtlamıştır. Demek ki AKP’nin bu çabaları yeterli görülmemiştir. Eşlerinin “başörtülü” olmaları ve başörtüsüne üniversitede serbestlik getirme niyetleri, yasakçılar tarafından AKP’ye “dini bir rol” biçmek için kâfi gelmiştir.

Şimdi, tam bu aşamada, AKP hükümetini, yaşananları iyi ve doğru değerlendirmeye davet ediyoruz: Özgür bir eğitim ve başörtüsüne özgürlük talep ettiği için siz İLKAV’ı kapatmak isterken, benzer bir gerekçeyle hakkınızda dava açılmasından ibret alınız. Yasakçıları memnun etmek için bugüne kadar toplumsal taleplere kulak tıkamanız bir işe yaramamıştır. Adalet, hak ve özgürlükler için ertelediğiniz çözümlere şimdi herkesten önce siz muhtaçsınız. O halde bundan sonra, yasakçıları ikna etme çabalarını terk edin. Bu zorba zihniyetle açıkça ve cesaretle hesaplaşın! Tek tip bir kimliği ve ideolojiyi dayatanlara karşı daha fazla tepkisiz kalmayın!

Son olarak şu hususlara dikkat çekmek istiyoruz. Yaşadığımız sorun, “birkaç kötü adam” sorunu değildir. Burada dinimiz İslam’a karşı kendi beşeri ideolojilerini kabul ettirmek isteyenlerin zorbalıkları söz konusudur. O halde Allah’ın diniyle mücadele edenlere karşı, bütüncül ve net bir tavır alınmalıdır. Allah’ın vahyine duyduğumuz inanç ve güven ile İslami kimliğimizi sonuna kadar savunmalıyız. TOKAD olarak, son günlerde hukuk makamlarının Müslümanlar aleyhindeki açıklamalarını ve uygulamalarını kınıyor, herkesi adalet temelli bir mücadelede dayanışmaya davet ediyoruz.

TOPLUMSAL DAYANIŞMA KÜLTÜR EĞİTİM VE SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERNEĞİ (TOKAD)


İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*